İcra ve İflas Hukuku Nedir? Alacakların Hukuki Yollarla Tahsili

İcra ve İflas Hukuku Nedir? Alacakların Hukuki Yollarla Tahsili

İcra ve iflas hukuku, borcunu rızasıyla ödemeyen borçluya karşı alacağın devlet eliyle tahsil edilmesini ve bu süreçte borçlunun da hukuka aykırı uygulamalara karşı korunmasını düzenleyen hukuk dalıdır. Temel kaynağı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'dur. Bu yazıda icra takibinin nasıl başladığını, ödeme emrine itiraz sürelerini, itirazdan sonra alacaklının başvurabileceği yolları, haciz aşamasını ve borçlunun haklarını özetliyoruz. İcra takibi nasıl başlar:…

İcra ve iflas hukuku, borcunu rızasıyla ödemeyen borçluya karşı alacağın devlet eliyle tahsil edilmesini ve bu süreçte borçlunun da hukuka aykırı uygulamalara karşı korunmasını düzenleyen hukuk dalıdır. Temel kaynağı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’dur. Bu yazıda icra takibinin nasıl başladığını, ödeme emrine itiraz sürelerini, itirazdan sonra alacaklının başvurabileceği yolları, haciz aşamasını ve borçlunun haklarını özetliyoruz.

İcra takibi nasıl başlar: takip talebi ve ödeme emri

Alacaklı, icra dairesine takip talebinde bulunarak süreci başlatır. İcra müdürü takip talebinin kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenler (2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.60). Genel haciz yoluyla takipte ödeme emri, borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesinin banka hesabına ödenmesi ihtarını içerir (İİK m.60).

Ödeme emrinde ayrıca, takibe dayanak senetteki imza borçluya ait değilse bunun aynı yedi gün içinde ayrıca ve açıkça bildirilmesi gerektiği, aksi hâlde senedin icra takibi bakımından borçludan sadır sayılacağı yazılır (İİK m.60). Borç ödenmez veya itiraz edilmezse cebri icraya devam edileceği de ödeme emrinde belirtilir.

İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmek zorundadır (İİK m.62). Borcun yalnızca bir kısmına itiraz eden borçlu, itiraz ettiği kısmı ve miktarı açıkça göstermelidir; aksi hâlde itiraz edilmemiş sayılır (İİK m.62). Senetteki imzayı reddeden borçlunun bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmesi de gerekir.

Kambiyo senetlerine dayalı takipte farklı süreler

Kambiyo senetlerine dayalı takip, genel haciz yolundan farklı kurallara bağlı özel bir takip yoludur. İcra memuru senedin kambiyo senedi olduğunu ve vadesinin geldiğini görürse borçluya senet suretiyle birlikte hemen bir ödeme emri gönderir (İİK m.168). Bu ödeme emri, borcun ve takip masraflarının on gün içinde icra dairesinin banka hesabına ödenmesi ihtarını içerir (İİK m.168).

Bu takipte itirazın yeri ve süresi değişir. Borçlu olmadığını, borcun itfa edildiğini, mehil verildiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını veya yetki itirazını sebepleriyle birlikte beş gün içinde icra mahkemesine dilekçe ile bildirmelidir (İİK m.168). İmza itirazı da beş gün içinde icra mahkemesine yapılır; senet kambiyo senedi niteliği taşımıyorsa bu durum yine beş gün içinde icra mahkemesine şikâyet yoluyla ileri sürülür (İİK m.168). Bu nedenle kambiyo takibinde itirazı icra dairesine yapmak ya da yedi günlük genel süreye güvenmek ciddi hak kaybına yol açabilir.

İtirazdan sonra alacaklının yolları ve haciz aşaması

Borçlunun süresinde itiraz etmesi hâlinde alacaklının başvurabileceği iki temel yol vardır. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel hükümlere göre itirazın iptali davası açabilir (İİK m.67). Elinde itirazın kaldırılmasına elverişli bir belge bulunan alacaklı ise itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir (İİK m.68). Dava sürecinin genel aşamaları için dava süreçlerinin temel aşamalarını anlatan yazımıza göz atabilirsiniz.

Ödeme emrindeki süre geçtikten ve borçlu itiraz etmişse itirazı kaldırıldıktan sonra alacaklı, mal beyanını beklemeksizin haciz konmasını isteyebilir (İİK m.78). Alacaklı dilerse Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden borçlunun mal, hak veya alacaklarını sorgulayabilir ve haczi sistem üzerinden de talep edebilir (İİK m.78).

Haciz isteme hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer; itiraz veya dava hâlinde bunların başlangıcından hükmün kesinleşmesine kadar geçen süre hesaba katılmaz (İİK m.78). Haciz talebi süresinde yapılmazsa dosya işlemden kaldırılır. Takip süreci ve yollarına ilişkin genel çerçeveyi icra ve iflas hukuku çalışma alanı sayfamızda da bulabilirsiniz.

Borçlunun hakları, iflas ve konkordato

İcra hukuku yalnızca alacaklıyı korumaz. Borçlu, borçlu olmadığını ileri sürerek takipten önce veya sonra menfi tespit davası açabilir (İİK m.72). Borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalan kişi ise ödemeden itibaren bir yıl içinde istirdat davası açarak bu parayı geri isteyebilir (İİK m.72).

İflas, borçlunun malvarlığının tasfiye edilerek alacaklılar arasında paylaştırılmasını amaçlayan toplu bir takip yoludur. Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.18/1). Bu nedenle iflas yolu uygulamada çoğunlukla ticari işletmeler bakımından gündeme gelir.

Borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlu ise vade veya tenzilat yoluyla borçlarını yeniden yapılandırmak amacıyla konkordato talep edebilir (İİK m.285). Konkordato, iflasa alternatif olarak borçlunun faaliyetini sürdürmesine imkân tanıyan bir yeniden yapılandırma yoludur.

Dikkat edilmesi gereken süreler

İcra hukukunda sürelerin kaçırılması, çoğu zaman sonradan telafi edilemeyen sonuçlar doğurur. Başlıca süreler şunlardır:

  • Genel haciz yolunda ödeme emrine itiraz: tebliğden itibaren yedi gün, icra dairesine (İİK m.62).
  • Kambiyo senetlerine dayalı takipte borca veya imzaya itiraz: beş gün, icra mahkemesine (İİK m.168).
  • İtirazın kaldırılması talebi: itirazın tebliğinden itibaren altı ay (İİK m.68).
  • İtirazın iptali davası: itirazın tebliğinden itibaren bir yıl (İİK m.67).
  • Haciz isteme hakkı: ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl (İİK m.78).
  • İstirdat davası: ödemeden itibaren bir yıl (İİK m.72).

Sık yapılan bir hata da imza itirazının borca itirazla karıştırılmasıdır. İmzayı reddeden borçlu bunu ayrıca ve açıkça belirtmezse, icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır (İİK m.62).

Sonuç

İcra ve iflas hukuku, alacak-borç ilişkilerinde düzeni sağlayan ve hem alacaklıya hem borçluya belirli haklar tanıyan bir hukuk dalıdır. Takip türünün doğru seçilmesi, ödeme emrine ilişkin sürelerin izlenmesi ve itiraz sonrası yolların zamanında kullanılması sürecin sonucunu doğrudan etkiler. Sürecin hukuki destekle yürütülmesi, özellikle kısa süreler bakımından hak kaybı riskini azaltır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için belgelerinizin ve sürelerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

UyarıBu sitedeki makaleler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya dosyaya özgü görüş yerine geçmez. Makalelerin telif hakkı BGL Hukuk & Danışmanlık’a aittir; izinsiz kopyalanarak veya özetlenerek başka sitelerde yayımlanması hâlinde hukuki yollara başvurulur.

Yorumlar kapalı

WhatsApp'tan İletişime GeçHemen Ara