Ticaret ve şirketler hukuku, ticari faaliyet yürüten gerçek ve tüzel kişilerin kuruluşundan tasfiyesine kadar geçen süreçleri düzenleyen hukuk dalıdır. Bir işletmenin ticari başarısı kadar, hukuki açıdan güvenli ve sürdürülebilir bir yapı kurması da önemlidir. Bu yazıda tacir kavramını, şirket türlerini, kuruluşta ve günlük faaliyette dikkat edilecek noktaları ve sık yapılan hataları ele alıyoruz. Tacir kimdir ve hangi yükümlülükleri vardır? Bir…
Ticaret ve şirketler hukuku, ticari faaliyet yürüten gerçek ve tüzel kişilerin kuruluşundan tasfiyesine kadar geçen süreçleri düzenleyen hukuk dalıdır. Bir işletmenin ticari başarısı kadar, hukuki açıdan güvenli ve sürdürülebilir bir yapı kurması da önemlidir. Bu yazıda tacir kavramını, şirket türlerini, kuruluşta ve günlük faaliyette dikkat edilecek noktaları ve sık yapılan hataları ele alıyoruz.
Tacir kimdir ve hangi yükümlülükleri vardır?
Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.12). Ticari işletme açtığını ilan araçlarıyla halka bildiren veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan eden kişi, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır (TTK m.12/2).
Tacir sıfatı önemli sonuçlar doğurur. Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve gerekli ticari defterleri tutmakla yükümlüdür (TTK m.18/1). Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir (TTK m.18/2). Bu ölçü, tacirin özen yükümlülüğünün sıradan bir kişiye göre daha yüksek tutulduğunu gösterir.
Şirket türleri ve doğru türün seçilmesi
Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir (TTK m.124). Kanun, kollektif ve komandit şirketleri şahıs şirketi; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketi ise sermaye şirketi olarak kabul eder (TTK m.124/2). Bu ayrım, ortakların sorumluluğu ve şirketin yönetimi bakımından belirleyicidir. Şahıs şirketlerinde ortakların kişisel sorumluluğuna ilişkin kurallar sermaye şirketlerinden farklıdır; bu fark, işletmenin risk düzeyine göre değerlendirilmelidir.
Uygulamada en sık tercih edilen türler limited ve anonim şirkettir. Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından kurulabilir; ortaklar şirket borçlarından sorumlu olmayıp yalnızca taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemek ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdür (TTK m.573). Anonim şirketin kurulabilmesi için ise pay sahibi olan bir veya daha fazla kurucunun varlığı yeterlidir (TTK m.338). Böylece her iki tür de tek ortakla kurulabilir.
Her iki şirket türü için kanunda en az sermaye tutarı öngörülmüştür ve bu tutarlar Cumhurbaşkanınca artırılabilir (TTK m.332; TTK m.580). Bu nedenle kuruluş aşamasında güncel asgari sermaye tutarının ayrıca kontrol edilmesi gerekir. Şirket türü seçilirken ortak sayısı, sermaye ihtiyacı, yönetim yapısı, pay devrinin kolaylığı ve ileride yatırımcı alınıp alınmayacağı birlikte değerlendirilmelidir. Esas sözleşmedeki işletme konusunun şirketin gerçek faaliyetlerini kapsayacak şekilde yazılması, ticaret unvanının seçimi ve yönetim organının yapısı da dikkat gerektirir.
Günlük faaliyet, ortaklık ilişkileri ve mevzuata uyum
Ticaret hukuku kuruluşla sınırlı değildir. Şirketin imzaladığı satış, tedarik, bayilik, distribütörlük ve iş ortaklığı sözleşmeleri de bu hukuk dalının kapsamındadır. Tacirler arasında temerrüde düşürme, fesih ve sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imzalı kayıtlı elektronik posta ile yapılır (TTK m.18/3).
Tacir sıfatı sözleşme riskini de değiştirir. Tacir sıfatını taşıyan borçlu, aşırı sözleşme cezası kararlaştırıldığı iddiasıyla cezanın indirilmesini mahkemeden isteyemez (TTK m.22). Ticari sözleşmelerin hazırlanmasında dikkat edilecek hükümleri sözleşme hazırlama ve incelemenin önemini anlatan yazımızda ayrıca ele aldık.
Şirketler hukuku ortaklar arasındaki ilişkileri de düzenler. Ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar, şirketin karar alma süreçlerini kilitleyebilir ve faaliyetleri doğrudan etkileyebilir. Esas sözleşmede ve gerekirse ayrı bir ortaklar sözleşmesinde yönetim yetkisi, pay devri, kâr dağıtımı ve ortaklıktan ayrılma koşullarının açıkça düzenlenmesi, bu tür sorunların uzun dava süreçlerine dönüşmesini önlemeye yardımcı olur. Özellikle aile şirketlerinde ve eşit paylı ortaklıklarda, kararların kilitlenmesi hâlinde izlenecek yolun ve ortaklardan birinin ayrılmak istemesi gibi durumların kanunun izin verdiği ölçüde önceden düzenlenmesi önem taşır.
Şirketler ayrıca ticaret, vergi, iş ve sektöre özgü pek çok düzenlemeye uymak zorundadır. Bu yükümlülüklerin ihlali idari yaptırımlar başta olmak üzere çeşitli olumsuz sonuçlar doğurabilir. Sözleşmelerin, genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının ve sicil işlemlerinin düzenli bir arşivde tutulması, hem denetimlerde hem de olası uyuşmazlıklarda işletmenin elini güçlendirir. Kuruluştan tasfiyeye kadar şirket işlemlerinin genel çerçevesini ticaret ve şirketler hukuku çalışma alanı sayfamızda bulabilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
Şirket hayatında karşılaşılan sorunların önemli bir kısmı, aşağıdaki hatalardan kaynaklanır:
- Şirket türünü, ortakların sorumluluğu ve şirket yapısı arasındaki farkları gözetmeden seçmek (TTK m.124).
- Ticari defterleri düzenli tutmamak veya ticaret sicili tescil yükümlülüğünü ihmal etmek (TTK m.18/1).
- Anonim şirkette pay sahibi sayısı bire düştüğünde bunu yedi gün içinde yönetim kuruluna yazılı olarak bildirmemek; yönetim kurulunun da bildirimden itibaren yedi gün içinde tescil ve ilan ettirmesi gerekir (TTK m.338/2).
- Fesih veya temerrüt ihtarını tacirler arasında kanunda sayılan yollar dışında, örneğin yalnızca e-posta ile yapmak (TTK m.18/3).
- Tacir sıfatıyla, yüksek bir ceza koşulunu sonradan mahkemece indirileceği varsayımıyla kabul etmek (TTK m.22).
Sonuç
Ticaret ve şirketler hukuku, işletmelerin yalnızca bugününü değil geleceğini de etkiler. Doğru şirket türünün seçilmesi, tacir yükümlülüklerinin zamanında yerine getirilmesi ve ticari sözleşmelerin dikkatle hazırlanması, büyüme sürecinin daha sağlıklı yönetilmesini sağlar. Sürecin hukuki destekle yürütülmesi, özellikle kuruluş ve ortaklık yapısının belirlenmesi aşamasında hak kaybı riskini azaltır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için belgelerinizin ve sürelerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.




Yorumlar kapalı