İş hukuku, işçi ile işveren arasındaki ilişkileri düzenleyen ve çalışma hayatında dengeyi sağlamayı amaçlayan hukuk dalıdır. İş ilişkisi yalnızca bir sözleşme imzalanmasından ibaret değildir; çalışma süreleri, ücret, fesih, iş güvenliği ve uyuşmazlıkların çözümü gibi pek çok konuyu kapsar. Bu yazıda iş sözleşmesinin kurulmasından sona ermesine kadar temel kurallar ile işçi ve işveren açısından kaçırılmaması gereken süreler ele alınmaktadır. İş sözleşmesi:…
İş hukuku, işçi ile işveren arasındaki ilişkileri düzenleyen ve çalışma hayatında dengeyi sağlamayı amaçlayan hukuk dalıdır. İş ilişkisi yalnızca bir sözleşme imzalanmasından ibaret değildir; çalışma süreleri, ücret, fesih, iş güvenliği ve uyuşmazlıkların çözümü gibi pek çok konuyu kapsar. Bu yazıda iş sözleşmesinin kurulmasından sona ermesine kadar temel kurallar ile işçi ve işveren açısından kaçırılmaması gereken süreler ele alınmaktadır.
İş sözleşmesi: tanım, şekil ve içerik
İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Kural olarak özel bir şekle bağlı değildir; ancak süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı yapılması zorunludur (4857 sayılı İş Kanunu m.8).
Yazılı sözleşme yapılmayan hâllerde işveren, işçiye en geç iki ay içinde çalışma koşullarını, çalışma süresini, temel ücreti, ücret ödeme dönemini ve fesih hâlinde uyulacak hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür (İş K. m.8/3). Yazılı ve açık düzenlemeler, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda iki taraf için de ispat kolaylığı sağlar.
Çalışma süreleri ve fazla çalışma
Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırk beş saattir. Tarafların anlaşmasıyla bu süre, günde on bir saati aşmamak koşuluyla haftanın günlerine farklı biçimde dağıtılabilir; bu durumda iki aylık denkleştirme süresi içinde haftalık ortalama, normal haftalık süreyi aşamaz (İş K. m.63).
Haftalık kırk beş saati aşan çalışmalar fazla çalışmadır ve her bir saat için ücret, normal saat ücretinin yüzde elli yükseltilmesiyle ödenir. Fazla çalışma için işçinin onayı gerekir ve fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda iki yüz yetmiş saati geçemez (İş K. m.41). İşçi isterse zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat için bir saat otuz dakika serbest zaman kullanabilir (İş K. m.41/4).
İş sözleşmesinin sona ermesi ve işçinin hakları
İş sözleşmesinin sona ermesi, iş hukuku bakımından en hassas süreçlerden biridir. Sözleşme; bildirim süresine uyularak, geçerli bir sebebe dayanılarak ya da kanunda sayılan haklı sebeplerle derhâl feshedilebilir. Hangi fesih türünün uygulandığı, işçinin hangi alacaklara hak kazanacağını doğrudan etkiler.
İşverenin haksız feshi durumunda işçi, şartları varsa kıdem ve ihbar tazminatı gibi haklara sahip olabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayanmadığı iddiasıyla açılan işe iade davası ise kural olarak otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde, en az altı aylık kıdemi bulunan ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiler için söz konusudur; yer altı işlerinde kıdem şartı aranmaz. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri bu korumanın dışındadır (4857 sayılı İş Kanunu m.18).
Belirsiz süreli sözleşmelerde fesihten önce karşı tarafa bildirim yapılması gerekir. Bildirim süreleri kıdeme göre altı aydan az çalışmada iki hafta, altı ay ile bir buçuk yıl arasında dört hafta, bir buçuk yıl ile üç yıl arasında altı hafta, üç yıldan fazla çalışmada sekiz haftadır. Bu sürelere uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat öder (İş K. m.17).
Kıdem tazminatı ise kanunda sayılan sona erme hâllerinde, örneğin işverenin kanunda ayrık tutulan ağır sebepler dışındaki bir nedenle feshi, işçinin kanuna dayanan haklı feshi, muvazzaf askerlik, emeklilik amacıyla ayrılma, kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi isteğiyle ayrılması ve işçinin ölümü durumlarında doğar. Tazminat, işe başlangıçtan itibaren her tam hizmet yılı için otuz günlük ücret tutarında hesaplanır; bir yıldan artan süreler için de aynı oran uygulanır (1475 sayılı İş Kanunu m.14).
İş kazaları, iş güvenliği ve zorunlu arabuluculuk
İş kazaları ve meslek hastalıkları da iş hukukunun önemli konularındandır. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almakla yükümlüdür. Bu yükümlülüklerin ihlali, hem hukuki hem de cezai sorumluluk doğurabilir.
Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır; bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da kapsamdadır (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1). İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları ise bu zorunluluğun dışındadır (m.3/3).
Arabulucuya başvurmadan doğrudan açılan dava usulden reddedilir; bu nedenle başvurunun doğru yere ve süresinde yapılması önemlidir (İş Mahkemeleri K. m.3/2). Uyuşmazlık türüne göre izlenecek yol hakkında daha fazla bilgi için iş ve sosyal güvenlik hukuku sayfamıza, yargılamanın genel aşamaları için dava süreçlerinin nasıl ilerlediğini anlatan yazımıza göz atabilirsiniz.
Dikkat edilmesi gereken süreler
İş hukukunda hak kayıplarının önemli bir kısmı sürelerin kaçırılmasından kaynaklanır. Öne çıkan süreler şunlardır:
- İşe iade için arabulucuya başvuru: fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay (İş K. m.20/1).
- Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa işe iade davası: son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta (İş K. m.20/1).
- Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, eşit davranma ilkesine aykırılık nedeniyle ödenecek tazminat ve yıllık izin ücretinde zamanaşımı: beş yıl (İş K. Ek m.3).
- Ücret alacaklarında zamanaşımı: beş yıl (İş K. m.32).
- Fazla çalışma karşılığı serbest zamanın kullanılması: altı ay içinde (İş K. m.41/5).
- Yazılı sözleşme yoksa çalışma koşullarını gösteren belgenin verilmesi: en geç iki ay (İş K. m.8/3).
İşverenler açısından da fesih bildiriminin yazılı ve gerekçeli yapılması, fazla çalışma onaylarının alınması ve bordroların düzenli tutulması, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda belirleyici olur. Sürecin hukuki destekle yürütülmesi hak kaybı riskini azaltır.
Sonuç
İş hukuku, çalışma hayatının düzenli ve adil şekilde işlemesini sağlayan temel hukuk dallarından biridir. Sözleşmenin doğru kurulması, çalışma sürelerine uyulması, feshin usulüne uygun yapılması ve sürelerin takip edilmesi, işçi ile işveren arasındaki dengenin korunmasında belirleyicidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için belgelerinizin ve sürelerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.




Yorumlar kapalı