Nafaka artırım davası: nafakayı artırmak, azaltmak veya kaldırmak için ne yapmalıyım?

  • Aile Hukuku
  • Nafaka artırım davası: nafakayı artırmak, azaltmak veya kaldırmak için ne yapmalıyım?
Terazide altın paralar ve çocuk oyuncak blokları: nafaka artırım davası

Nafaka artırım, azaltım ve kaldırma davası: şartlar, ispat, görevli ve yetkili mahkeme, arabuluculuk ve icra. Dava tarihinin önemi.

Kısa cevap Nafaka kararı kesinleştikten sonra da değiştirilebilir. Tarafların mali durumu ya da çocuğun ihtiyaçları değiştiyse aile mahkemesinde nafaka artırım, azaltım veya kaldırma davası açabilirsiniz. Yargıtay, 28.11.1956 tarihli 15/15 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca nafaka ve nafakanın artırılması davalarında hükmün davanın açıldığı tarihten itibaren etki ettiğini kabul eder; bu yüzden beklemek artışın başlangıcını geciktirir. Kaldırma bakımından aynı ilke, yardım nafakasına ilişkin bir kanun yararına bozma kararında uygulanmıştır; diğer nafaka türlerinde sonuç dosyaya göre değerlendirilir. Kanunda nafakanın sonradan değiştirilmesi için ayrı bir dava açma süresi öngörülmemiştir ve arabulucuya başvurmak dava şartı değildir. İlk adım, değişikliği gösteren belgeleri toplamaktır.

Boşanma ya da nafaka davasında belirlenen tutar, yıllar içinde hayatın gerçeğiyle örtüşmeyebilir. Enflasyon artar, çocuk büyür, biri işini kaybeder, öbürü zam alır. Hukuk bu ihtimali bilir ve nafakanın sonradan değiştirilmesine izin verir. Aşağıda hangi nafakada hangi yolun işlediğini, neyi ispat etmeniz gerektiğini ve nereye başvuracağınızı bulabilirsiniz.

Kapsam notu: Bu yazı, nafakanın boşanma sırasında nasıl belirlendiğini değil, belirlendikten sonra nasıl değiştirileceğini anlatır. Nafaka türlerinin ilk kez nasıl istendiği için Velayet, nafaka ve mal rejimi: boşanmanın mali sonuçları yazısına; boşanma sebepleri ve türleri için Boşanma sebepleri ve boşanma türleri yazısına bakabilirsiniz.

Önce şunu yapın

  1. Hangi nafakadan söz ettiğinizi netleştirin. Yoksulluk nafakası (eş için), iştirak nafakası (velayet sahibi olmayan ebeveynin çocuk için ödediği) ve tedbir nafakası (dava sürerken) farklı kurallara bağlıdır. Elinizdeki kararın hüküm fıkrasına bakın. Kanunun irat nafakasına ilişkin kaldırma sebepleri (TMK m.176/3) yoksulluk nafakasını; çocuğa ilişkin hükümler (TMK m.327-331) iştirak nafakasını düzenler.
  2. Kararın kesinleşip kesinleşmediğine bakın. Karar henüz kesinleşmediyse itirazlarınız öncelikle kanun yolunda (istinaf, temyiz) ileri sürülür; kesinleşmiş nafaka kararında ise durumun sonradan değiştiği iddiasıyla yeni dava açılır. Boşanma veya ayrılık davası sürerken verilmiş tedbir nafakası (TMK m.169) ise dava devam ettiği sürece o dava dosyasında değiştirilmesi veya kaldırılması istenebilen geçici bir önlemdir. Hangi yolun uygun olduğu dosyanın aşamasına göre değişir.
  3. Değişikliği gösteren belgeleri toplamaya başlayın. Maaş bordrosu, SGK dökümü, banka hareketleri, çocuğun okul ve sağlık giderleri, kira ve fatura kayıtları gibi.
  4. Ödemeyi aksatmayın. Nafakayı azaltmak ya da kaldırmak istiyorsanız dava açmış olmanız ödeme yükümlülüğünüzü kendiliğinden durdurmaz. Mahkeme kararı gelene kadar mevcut tutar ödenmeye devam eder.
  5. Dava açmayı geciktirmeyin. Yargıtay’a göre nafaka ve nafakanın artırılması davaları kanundan doğan alacağın tespiti ve tahsili niteliğindedir ve davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder (28.11.1956 tarihli 15/15 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir yardım nafakasının kaldırılması davasında, kanun yararına bozma yoluyla verdiği kararda, kaldırma hükmünün de dava tarihinden itibaren kurulması gerektiğini belirtmiştir (E.2023/9912, K.2024/339, 17.01.2024). Bu karar yardım nafakasına ilişkindir; yoksulluk veya iştirak nafakasının kaldırılmasında etkinin başlangıcı bakımından sonuç, dosyanın niteliğine göre ayrıca değerlendirilir. Artırım farkı bakımından ise kural olarak dava dilekçesi verilmeden geçen aylar için artış istenemez; hükmedilmiş ve ödenmemiş nafaka alacakları ise ayrı bir konudur.

Süreler ve şartlar tablosu

DurumKuralSüreDayanak
Yoksulluk nafakasının artırılması veya azaltılmasıTarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesiDava açma için ayrı süre öngörülmemiştir; karar kural olarak dava tarihinden etkiliTMK m.176/4
İştirak nafakasının artırılması, azaltılması, kaldırılması“Durumun değişmesi” (çocuğun ihtiyacı, tarafların gücü)Dava açma için ayrı süre öngörülmemiştirTMK m.182, m.327, m.330, m.331
Alacaklının yeniden evlenmesi (irat biçiminde ödenen nafaka)Nafaka kendiliğinden kalkarEvlenme tarihindeTMK m.176/3
Taraflardan birinin ölümüNafaka kendiliğinden kalkarÖlüm tarihindeTMK m.176/3
Fiilî birliktelik (evlenmeksizin evliymiş gibi yaşama)Mahkeme kararıyla kaldırılırKural olarak dava tarihinden itibaren (yardım nafakası örneği: Yargıtay 2. HD, E.2023/9912)TMK m.176/3
Yoksulluğun ortadan kalkmasıMahkeme kararıyla kaldırılırKural olarak dava tarihinden itibaren (dosyaya göre değişebilir)TMK m.176/3
Haysiyetsiz hayat sürmeMahkeme kararıyla kaldırılırKural olarak dava tarihinden itibaren (dosyaya göre değişebilir)TMK m.176/3
Çocuğun ergin olmasıVelayet kendisine verilmeyen ebeveynin iştirak nafakası yükümlülüğü erginlikle kendiliğinden sona erer. Eğitim sürüyorsa TMK m.328/2’deki bakım yükümlülüğü, ergin çocuğun kendi adına açacağı nafaka davasında değerlendirilirErginlik; eğitim nafakası için ergin çocuğun talebiTMK m.328; Yargıtay 2. HD, E.2016/447, K.2016/2843, 17.02.2016
Boşanmadan doğan dava haklarıTMK m.178’deki bir yıllık süre boşanmadan doğan dava hakları içindir; kanun metni, hükmedilmiş nafakanın durum değişikliği nedeniyle değiştirilmesi için ayrıca bir süre öngörmemiştirBoşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl (m.178 kapsamındaki talepler için)TMK m.178
Nafaka kararının icrasıİstinaf ve temyiz kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez (HMK m.350/1, m.367/1). Kişiler ve aile hukukuna ilişkin kararlar ise kesinleşmedikçe yerine getirilemez (m.350/2, m.367/2); bağımsız bir nafaka hükmü ile boşanmanın kesinleşmesine bağlı sonuçlar aynı şekilde ele alınmaz, kesinleşme durumu ve hüküm fıkrası avukatla kontrol edilmelidir–HMK m.350, m.367; İİK m.36
Nafaka davalarının yargılama usulüBasit yargılama usulü; adli tatilde de görülür–HMK m.316, m.103

Önemli ayrım: TMK m.178’deki bir yıllık süre, boşanmadan doğan dava hakları bakımından düzenlenmiştir. Zaten hükmedilmiş bir nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması ise TMK m.176/4 ve m.331’de “durumun değişmesine” bağlanmıştır; bu hükümlerde dava açma süresi öngörülmemiştir. Bu yorum kanun metnine dayanır; dosyanızda süre bakımından tereddüt varsa bir avukata danışmanız yerinde olur. Her hâlde gecikme, artışın başlangıcını da geciktirir.

Adım adım ne yapacaksınız?

Adım 1 – Doğru davayı belirleyin. Kanun üç ayrı yolu açık tutar.

  • Artırım: Karşı tarafın geliri ya da malvarlığı arttıysa, sizin ihtiyaçlarınız (veya çocuğun giderleri) yükseldiyse, paranın alım gücü düştüyse.
  • Azaltım: Sizin geliriniz düştüyse, yeni bir bakım yükümlülüğünüz doğduysa, alacaklının geliri arttıysa.
  • Kaldırma: Aşağıda sayılan sebeplerden biri varsa.

Adım 2 – Hukuki dayanağı yazın. Yoksulluk nafakasında TMK m.176/4: “Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.” İştirak nafakasında TMK m.331: “Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.” Bu değiştirme imkânı doğrudan TMK m.331’e dayanır: tarafların ekonomik durumunda, çocuğun ihtiyaçlarında veya eğitim giderlerinde değişiklik olması hâlinde iştirak nafakasının artırılması, azaltılması, kaldırılması veya yeniden belirlenmesi istenebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de bu kanuni çerçeveyi, anlaşmalı boşanma protokolünde okul ücreti ve sağlık sigortası giderlerinin nafaka yerine geçen ayrı bir yükümlülük olarak düzenlendiği somut bir uyuşmazlıkta anmıştır (E.2025/8708, K.2026/6569, 15.06.2026). Bu karar yalnızca o dosyadaki olaya ilişkindir; her dosyada aynı sonuç beklenmemelidir.

Adım 3 – Dilekçeyi hazırlayın. Dilekçede nafakaya hükmeden mahkemeyi, karar tarihini ve numarasını, hükmedilen nafaka tutarını, hangi tarihten sonra neyin değiştiğini ve talep ettiğiniz tutarı yazarsınız. Talebiniz aylık tutarın yanında gelecek yıllarda artış da içerebilir (aşağıya bakın). Bu talebi dilekçede açıkça yazın; mahkeme talebinizle bağlıdır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yıllık artışın başlangıcı bakımından davacının dilekçesindeki talebe bağlı kalınması gerektiğini kabul etmiş ve istinaf kararında yer alan “kesinleşme tarihi” ibaresini, talep “karar tarihi” olduğundan düzelterek onamıştır (E.2026/5699, K.2026/7062, 23.06.2026).

Adım 4 – Ödemeye devam edin, delilleri sunun. Yargılama basit yargılama usulüne göre yürür (HMK m.316). Mahkeme her iki tarafın gelirini, malvarlığını, çocuğun ihtiyaçlarını araştırır; SGK, tapu, banka ve vergi kayıtlarını ister.

Adım 5 – Kararı alın, kesinleşmeyi izleyin. Hüküm kural olarak dava tarihinden itibaren etki eder. İstinaf ve temyiz kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez (HMK m.350/1, m.367/1). Buna karşılık kişiler ve aile hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez (m.350/2, m.367/2). Boşanma hükmüne bağlı sonuçlar ile bağımsız bir nafaka davasında verilen hüküm aynı şekilde ele alınmaz; elinizdeki kararın icraya konulup konulamayacağını kesinleşme şerhi ve hüküm fıkrasına göre bir avukatla teyit edin.

Nafaka artırım davasında neyi ispat edeceksiniz?

“Para değer kaybetti” tek başına yeterli sayılmayabilir; mahkeme somut olaya bakar. Genellikle şu noktalar araştırılır:

  • Karşı tarafın gücü arttı mı? Maaş zammı, yeni iş, işyeri, kira geliri, miras, araç ve taşınmaz edinimi.
  • İhtiyaçlar arttı mı? Çocuğun yaşı büyüdü, okul veya özel eğitim giderleri, tedavi, barınma.
  • Paranın alım gücü düştü mü? Nafakanın belirlendiği yıldan bugüne asgari ücret, kira ve gıda gibi giderlerin değişimi.
  • Hakkaniyet: TMK m.4 uyarınca hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.

Mahkemeler iştirak nafakası artırımında genellikle nafaka yükümlüsünün maddî gücündeki artışı ve çocuğun ihtiyaçlarındaki artışı birlikte değerlendirir. Her artış talebi tam kabul görmez; mahkeme talep edilen tutarı fazla bulursa kısmen kabul eder.

Nafakada yıllık artış: TÜFE ve ÜFE – nafaka her yıl kendiliğinden artar mı?

Hayır. Hâkim, istem hâlinde, nafakanın gelecek yıllarda hangi miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir (yoksulluk nafakası için TMK m.176/5; iştirak nafakası için TMK m.182/3 ve m.330/3). Yani yıllık artışı dilekçede istemeniz gerekir. Uygulamada bu artış oranı TÜFE veya ÜFE’ye bağlanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir yoksulluk nafakası dosyasında, kesinleşmeyi izleyen yıllar için “yarı oranında artış” gibi bir oran yerine, dairenin kararlılık kazanan içtihadına göre ÜFE oranında artış belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir (E.2024/6004, K.2025/2090, 27.02.2025). Başka bir iştirak nafakası dosyasında ise TÜFE oranında artış hükmü bulunmaktadır (E.2026/5699, K.2026/7062, 23.06.2026). Hangi endeksin kullanılacağı dosyaya ve talebe göre değişir. Önceden hükmedilmiş artış hükmü varsa onun yeterli olup olmadığı da ayrıca tartışılır; bu nedenle artış hükmünü kararınızdan kontrol edin.

Nafaka hangi hâllerde kaldırılır?

Kanun, irat biçiminde ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakasının sona ermesini TMK m.176/3’te sayar. İki grup vardır.

Kendiliğinden kalkan hâller:

  • Alacaklının yeniden evlenmesi.
  • Taraflardan birinin ölümü.

Kanun lafzı “kendiliğinden kalkar” der. Buna rağmen icra dosyası bulunuyorsa veya alacaklı ile aranızda ihtilaf varsa, sona erme olayının (evlenme veya ölüm kaydının) icra dosyasına sunulması, gerekirse yargısal tespitin istenmesi gerekebilir. Bu nedenle nafaka yükümlüsü olarak ödemeyi kendi kararınızla durdurmadan önce hukuki dayanağı belgelemeniz ve bir avukattan görüş almanız önerilir. Aksi hâlde alacaklı icra takibi ve şikâyet yoluna başvurabilir.

Mahkeme kararıyla kaldırılan hâller:

  • Fiilî birliktelik: Alacaklının evlenmeksizin “fiilen evliymiş gibi yaşaması”. Kanun lafzı “evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşamayı” arar; bunun gerçekleşip gerçekleşmediği her olayda delillere göre mahkemece değerlendirilir ve iddiayı ileri süren taraf ispatla yükümlüdür. İspat tanık, kayıtlar, fatura ve abonelik bilgileri gibi hukuka uygun elde edilmiş delillerle yapılır. Başkasının hesaplarına izinsiz erişmek, gizli ses veya görüntü kaydı almak, takip etmek gibi yöntemler hukuka aykırı delil sayılabilir (HMK m.189/2) ve kişisel verilerin korunması ile özel hayatın gizliliği bakımından ayrıca sorumluluk doğurabilir; bu nedenle delil toplamadan önce bir avukata danışılmalıdır.
  • Yoksulluğun ortadan kalkması: Alacaklının geliri, mirası veya malvarlığı artık geçimini sağlıyorsa. Mahkeme, tarafların güncel gelirini ve ihtiyaçlarını araştırır.
  • Haysiyetsiz hayat sürme: Somut olaya göre değerlendirilir; yargılamada çok dar yorumlanır.

İştirak nafakası: Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin iştirak nafakası yükümlülüğü, çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer. Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa ebeveynler, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür (TMK m.328/2). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu yükümlülüğün ergin çocuk tarafından açılmış bir nafaka davasında dikkate alınabileceğini; önceki iştirak nafakası hükmünün erginlikten sonra kendiliğinden eğitim nafakası olarak devam etmediğini kabul etmiştir (E.2016/447, K.2016/2843, 17.02.2016). Yani çocuğun eğitimi sürüyorsa nafaka talebinin ergin çocuğun kendi adına yapması gerekir. Ayrıca durumun değişmesi hâlinde nafaka kaldırılabilir (TMK m.331).

Sık yapılan hatalar

  1. Dava açmadan beklemek. Artırım farkı dava tarihinden itibaren hüküm ifade eder; dava açılmadan önceki aylar için artırım farkı kural olarak istenemez. Hükmedilmiş ve ödenmemiş nafaka alacağı ise ayrı bir konudur ve icra yoluyla istenebilir.
  2. Ödemeyi kendi kararıyla kesmek. Yoksulluk nafakasında evlenme ve ölüm dışında kaldırma mahkeme işidir; ödemeyi durdurmak icra takibine yol açabilir; koşulları oluşursa alacaklı tazyik hapsi için şikâyette de bulunabilir.
  3. Yalnızca “enflasyon arttı” demek. Tarafların gelir ve giderlerini gösteren belge sunulmazsa talep kısmen veya tamamen reddedilebilir.
  4. Gelecek yıllara ilişkin artışı dilekçeye yazmamak. Hâkim istem olmadan yıllık artış hükmü kurmaz; artış başlangıcı da talebe bağlıdır.
  5. Fiilî birlikteliği tahmine dayandırmak. Şüphe, ispat yerine geçmez; deliller hukuka uygun elde edilmelidir.
  6. Yanlış mahkemeye gitmek. Aile mahkemesi yerine icra mahkemesi ya da sulh hukuk mahkemesine başvurmak zaman kaybettirir.
  7. İştirak nafakasında çocuğun giderlerini ayrı ayrı bırakmak. Bir dosyada Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, anlaşmalı boşanma protokolünde okul ücreti, kıyafet ve sağlık sigortası giderlerinin nafaka yerine geçecek ayrı bir yükümlülük olarak düzenlendiği olayda, bu giderlerin iştirak nafakasının kapsamında bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek hükmü eksik inceleme nedeniyle bozmuştur (E.2025/8708, K.2026/6569). Karardan, protokoldeki her gider düzenlemesinin geçersiz olduğu sonucu çıkarılmamalıdır; hâkim çocuğun yararını ve tarafların güncel durumunu araştırır.
  8. Nafaka alacağını gereğine bakmadan icraya koymak. Mahkeme ilamına dayanan nafaka alacağı için ilamlı icra yolu işletilir; ilama bağlanmamış nafaka alacağı ise farklı bir takip rejimine tabi olabilir. Alacak hesabı, talep edilen süre ve ilamın icraya konulabilir hâle gelip gelmediği dikkatle belirlenmelidir.
  9. Boşanma protokolündeki “nafaka talebinden vazgeçtik” hükmünü her şeyi kapatan bir hüküm sanmak. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, protokolde iştirak nafakasından peşinen feragat edilmiş olmasına rağmen açılan iştirak nafakası davasında, protokoldeki giderlerin kapsamının, tarafların güncel durumunun ve çocuğun ihtiyaçlarının araştırılması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur (E.2025/8708, K.2026/6569). Karar metninde feragat hükmünün geçerliliği ayrıca tartışılmamıştır; bu nedenle her protokol feragatinin sonuçsuz kalacağı söylenemez. Çocuk yararına konularda tarafların anlaşması hâkimi tamamen bağlamaz; somut protokolün etkisi için avukat görüşü alınmalıdır.

Belge listesi

  • Nafakaya hükmeden mahkeme kararı ve kesinleşme şerhi
  • Kimlik, nüfus kayıt örneği (çocuk için)
  • Gelir belgeleri: maaş bordrosu, SGK hizmet dökümü, vergi levhası
  • Banka hesap dökümleri, kira sözleşmesi, fatura ve gider belgeleri
  • Çocuğun okul kaydı, ücret belgeleri, sağlık raporu ve harcama kayıtları
  • Kaldırma için: evlenme kaydı, ölüm kaydı veya birliktelik delilleri
  • Nafakanın ödendiğini ya da ödenmediğini gösteren dekontlar

Belgeleri toplarken yalnızca uyuşmazlıkla ilgili olanları sunun. Çocuğa ve üçüncü kişilere ait sağlık, banka ve benzeri kişisel verileri gereğinden fazla paylaşmayın; belgelerin hukuka uygun yoldan elde edildiğinden emin olun (HMK m.189/2; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu).

Görevli mahkeme / başvuru yeri

Görevli mahkeme: Aile hukukundan doğan dava ve işler aile mahkemesinde görülür (4787 sayılı Kanun m.4). Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (m.2). Nafaka davaları basit yargılama usulüne tabidir (HMK m.316).

Yetkili mahkeme: Genel yetki kuralı, davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m.6). TMK m.177 ise “boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında” nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar. Bu iki kural dava türüne göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir: boşanma sonrası nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması davalarında TMK m.177 gündeme gelir; iştirak nafakasında ise alacaklının kim sayılacağı (çocuk mu, çocuğa bakan ebeveyn mi), davanın velayet gibi başka taleplerle birlikte açılıp açılmadığı ve dava türü yetkiyi etkileyebilir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, velayetin değiştirilmesi ile iştirak nafakasının kaldırılmasının birlikte istendiği bir davada, davayı çekişmesiz yargı kapsamında değerlendirip davacının yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğunu kabul ederek yetkisizlik kararını bozmuştur (E.2019/2532, K.2019/4235, 08.04.2019); bu karar o dosyadaki dava türüne özgüdür ve diğer nafaka davalarına doğrudan uygulanamaz. Yetki itirazı zaman kaybettireceğinden, dava açmadan önce yetkili mahkemeyi bir avukatla teyit etmeniz yerinde olur.

Arabuluculuk dava şartı mıdır? Hayır. Arabuluculuğun dava şartı olması ancak ilgili kanunun bunu açıkça kabul etmesine bağlıdır (6325 sayılı Kanun m.18/A-1). Kanun, dava şartı arabuluculuğu belirli uyuşmazlıklar için sayar: kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıkları (m.18/B). Aile hukukundan doğan nafaka davaları bu listede yoktur; nafaka artırım, azaltım ve kaldırma davalarını dava şartı arabuluculuğa bağlayan başka bir kanun hükmü de bulunmamaktadır. Ayrıca arabuluculuk kanunu, aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişsiz sayar (m.1/2). Yani doğrudan aile mahkemesine dava açabilirsiniz. Taraflar isterlerse ihtiyari olarak arabulucuya başvurabilirler. Ancak arabuluculuk kanunu yalnızca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklara uygulanır (m.1/2); nafaka ve çocuğa ilişkin konularda bir anlaşmanın arabuluculuğa elverişli olup olmadığı somut konuya göre değişir. Kanun, arabuluculuğa elverişli aile hukuku uyuşmazlıklarında icra edilebilirlik şerhi incelemesinin duruşmalı yapılacağını ve bu incelemenin anlaşmanın arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığıyla sınırlı olduğunu söyler (m.18/3). Şerh incelemesi, çocuğun yararına ilişkin hâkim denetiminin yerine geçmez: çocuk yararına konularda tarafların anlaşması hâkimi bağlamaz ve çocuğun yararına aykırı olamaz.

Harç ve vekâlet: Harç miktarı ve avukatla temsil, her yıl yeniden belirlenen tarifelere bağlıdır; güncel tarifeye bakılmalıdır.

Ödenmeyen nafaka: icra ve tazyik hapsi (kısaca)

Hükmedilen nafakayı borçlu ödemezse alacaklı, ilama dayalı icra takibi başlatabilir. İcra emri tebliğinden sonra borçluya yedi gün süre verilir (İİK m.32). Ayrıca alacaklının şikâyeti üzerine, nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Tazyik hapsi her ödeme gecikmesinde kendiliğinden doğmaz: nafakaya ilişkin bir kararın bulunması, gereğinin yerine getirilmemesi ve alacaklının süresinde şikâyet etmesi gerekir; şikâyetin usulü ve borcun muaccel olup olmadığı gibi ayrıntılar somut dosyada incelenir. Hapis uygulanmaya başladıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir. Şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK m.347); bu nedenle şikâyet süresi dikkatle izlenmelidir. Borçlu nafakanın kaldırılması veya azaltılması için dava açmışsa, ileri sürdüğü sebepler gözetilerek tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir (İİK m.344). Yani azaltım veya kaldırma davası açmak, ödemeyi durdurmaz ama hapis tehdidi bakımından bir değerlendirme imkânı doğurur. İcranın geri bırakılması nafaka hükümlerinde mümkün değildir (İİK m.36; HMK m.350, m.367). İcra aşamaları için İcra ve iflas hukuku sayfasına bakabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

1. Nafaka artırım davası ne kadar sürede açılır? Kanunda nafakanın artırılması davası için ayrı bir dava açma süresi öngörülmemiştir. Ancak artırım kararı kural olarak dava açıldığı tarihten itibaren etki eder (28.11.1956 tarihli 15/15 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı; yardım nafakasının kaldırılması bakımından örnek: Yargıtay 2. HD, E.2023/9912, K.2024/339). Bu nedenle ihtiyaç doğduktan sonra beklemek, artış alamadığınız ayları çoğaltır.

2. Nafaka artırım davasını kim açar? Yoksulluk nafakasında alacaklı artış, borçlu azaltım veya kaldırma isteyebilir. İştirak nafakasında küçüğe fiilen bakan ebeveyn çocuk adına nafaka davası açabilir (TMK m.329/1); ayırt etme gücüne sahip küçük de dava açabilir, ayırt etme gücü olmayan küçük için gerekli hâllerde kayyım veya vasi dava açabilir (m.329/2-3). Ödemekle yükümlü ebeveyn azaltım veya kaldırma davası açar.

3. Nafaka her yıl otomatik artar mı? Hayır. Kararda yıllık artış hükmü varsa artar; yoksa dilekçede bunu istemek gerekir. Hâkim, istem hâlinde gelecek yıllara ilişkin miktarı belirleyebilir (TMK m.176/5, m.182/3, m.330/3).

4. Eski eşim biriyle yaşıyor. Nafakayı kesebilir miyim? Kendiliğinden hayır. Fiilî birliktelik (evliymiş gibi yaşama) nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılma sebebidir (TMK m.176/3). Kaldırma davası açmalı ve birlikteliği hukuka uygun delillerle ispatlamalısınız. Ödemeyi kendiliğinden kesmek icra takibine yol açabilir; koşulları oluşursa alacaklı tazyik hapsi için şikâyette de bulunabilir.

5. Nafaka alan kişi yeniden evlenirse ne olur? İrat biçiminde ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakası, alacaklının yeniden evlenmesiyle kendiliğinden kalkar (TMK m.176/3). İcra dosyası veya ihtilaf varsa evlenme kaydının dosyaya sunulması, gerekirse yargısal tespit istenmesi gerekebilir.

6. Çocuk 18 yaşına gelince iştirak nafakası biter mi? Evet, kural olarak iştirak nafakası çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer. Çocuğun eğitimi sürüyorsa ebeveynin bakım yükümlülüğü, ebeveynden beklenebilecek ölçüde eğitim bitene kadar devam edebilir (TMK m.328/2); ancak bunun için ergin çocuğun kendi adına nafaka talebinde bulunması gerekir. Somut durum eğitim türüne ve ebeveynin gücüne göre değişir.

7. Nafaka davasında avukat tutmak zorunlu mu? Hayır, kendiniz de dava açabilirsiniz. Ancak gelir araştırması, delil toplama ve artış oranı gibi konular dosyanın sonucunu doğrudan etkilediği için, dosyanın bir avukat tarafından görülmesi genellikle yararlıdır.

İlgili sayfalar: Aile ve boşanma hukuku · Velayet, nafaka ve mal rejimi: boşanmanın mali sonuçları · Boşanma sebepleri ve boşanma türleri · İcra ve iflas hukuku

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık veya dosyaya özgü görüş yerine geçmez.

UyarıBu sitedeki makaleler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya dosyaya özgü görüş yerine geçmez. Makalelerin telif hakkı BGL Hukuk & Danışmanlık’a aittir; izinsiz kopyalanarak veya özetlenerek başka sitelerde yayımlanması hâlinde hukuki yollara başvurulur.

Yorumlar kapalı

WhatsApp'tan İletişime GeçHemen Ara